Aile Hukuku

Eşin Evde Sürekli Tartışma Çıkarması Sebebiyle Boşanma Davası

Eşin evde sürekli tartışma çıkarması, eşler arasındaki saygı ve güven ilişkisinin zedelenmesine, ortak hayatın her gün yeni bir çatışma alanına dönüşmesine yol açıyorsa, bu durum “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” kapsamında genel boşanma sebebi olarak değerlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılmış bir evlilikte, eşlerden her biri şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) sebebine dayanarak boşanma davası açabilir.

Eşin sürekli kavga çıkarması, bağırıp çağırma, hakaret etme, küçümseyici ve aşağılayıcı sözler kullanma, her konuyu bir tartışma zeminine çekme, ev içi huzuru bozacak şekilde agresif tutumlar sergileme biçiminde ortaya çıkabilir. Bu davranışlar tek başına veya diğer olumsuz tutumlarla birleşerek evlilik birliğini ayakta tutan temel güven, saygı ve dayanışma unsurlarını ortadan kaldırdığında, artık evlilik ilişkisinin “çekilmez hale geldiği” kabul edilir ve boşanma hukuken mümkün hale gelir.

Bu tür davalar uygulamada, genel boşanma sebebine dayalı çekişmeli boşanma davaları olarak görülür. Eşin evde sürekli tartışma çıkarması, çoğu zaman tek başına değil, psikolojik şiddet, hakaret, eşin ve çocukların duygusal olarak yıpratılması, aile bireylerine saygısızlık gibi olgularla birlikte değerlendirilir. Hakim, somut olayın tüm özelliklerini dikkate alarak bu davranışların evlilik birliğini temelden sarsacak ağırlıkta olup olmadığını takdir eder.

Eşin Sürekli Tartışma Çıkarması Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sayılır mı?

Eşin her fırsatta kavga çıkarması, her gündelik meseleyi büyütmesi, ortak hayatı sürekli çatışma ve gerilim ortamına sürüklemesi, Medeni Kanun anlamında “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak kabul edilebilecek tipik bir davranış biçimidir. Burada önemli olan husus, tartışmaların sürekliliği, yoğunluğu ve evlilik ilişkisindeki etkisidir.

Eğer tartışmalar, taraflar arasındaki duygusal bağın kopmasına, birlikte gelecek kurma iradesinin kaybolmasına, tarafların evliliğe devam etmek istememesine yol açmışsa; artık evlilik birliğinin korunmasının hukuk düzeni bakımından da beklenemeyeceği kabul edilir. Bu noktada, eşlerden biri veya her ikisi, evliliği sürdürmenin kendileri açısından “ağır bir yük” haline geldiğini ortaya koyabildiğinde mahkeme, gerekli diğer şartlar da mevcut ise boşanmaya karar verebilir.

Eşin evde sürekli tartışma çıkarması, çoğu zaman yalnızca “uyum sorunu” veya “karakter farklılığı” olarak görülebilecek basit gerilimlerden ayrılır. Burada söz konusu olan, ev içi huzurun istisnai değil, kalıcı ve süreklilik arz eden müdahale ile ortadan kaldırılmasıdır. Uygulamada, sık ve ağır tartışmalar; hakaret, tehdit, eşyaları kırma, çocukların yanında yüksek sesle kavga etme, eşe karşı sürekli suçlayıcı dil kullanma gibi olgularla birlikte değerlendirildiğinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı yönünde karar verilmektedir.

Sürekli Tartışmanın Ortak Hayatı Çekilmez Hale Getirmesi Şartı

Sürekli tartışma gerekçesiyle boşanma talep edilebilmesi için, yalnızca bir veya birkaç tartışmanın yaşanmış olması yeterli değildir. Yasa, boşanma için “ortak hayatı sürdürmelerinin eşlerden beklenemeyecek derecede” sarsılmış olmasını aramaktadır. Bu nedenle mahkeme, eşler arasındaki çatışmaların sürekliliğini, yoğunluğunu, taraflar üzerindeki psikolojik etkisini ve evliliğin geleceğine dair beklentileri birlikte değerlendirir.

Eşin devamlı şekilde kavga çıkarması; diğer eşin kendisini evde güvende hissetmemesine, evine gitmekten çekinmesine, çoğu zaman çocukların da bu gerilimden olumsuz etkilenmesine yol açıyorsa, “ortak hayatın çekilmez hale geldiği” kabul edilir. Özellikle, tartışmalar sırasında kullanılan sözlerin onur kırıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikte olması, evlilik birliğinin daha derin şekilde zedelenmesine neden olur.

Mahkeme, somut olayda; tarafların eğitim düzeyi, sosyal ve ekonomik koşulları, aile ortamı, çocukların durumu ve tartışmaların tüm aile yaşantısına etkisini göz önünde bulundurarak değerlendirme yapar. Sonuçta, sürekli tartışma ortamı nedeniyle eşler arasında kalıcı duygusal kopuş yaşandığı, evlilik ilişkisinin içinin boşaldığı ve tarafların fiilen ayrı yaşama eğiliminde olduğu anlaşılırsa, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna varılır.

Sürekli Tartışma Çıkaran Eşin Kusuru ve Kusur Değerlendirmesi

Eşin evde sürekli tartışma çıkarması sebebiyle açılan boşanma davasında, mahkeme açısından temel noktalardan biri, tarafların kusur durumudur. Evlilik birliğinin bozulmasına hangi tarafın hangi davranışlarla sebep olduğu, kusurun ağırlığı ve taraflar arasındaki kusur dengesi boşanma hükmünün kurulmasında ve özellikle tazminat, nafaka, velayet gibi fer’i taleplerin değerlendirilmesinde büyük önem taşır.

Kural olarak, kusursuz veya daha az kusurlu eş, diğer eşin sürekli kavga çıkarma, hakaret, baskı, aşağılayıcı tutum, ev içi huzuru bozma şeklindeki davranışlarına dayanarak boşanma talep ettiğinde; bu davranışlar ispatlandığı ölçüde boşanmaya hükmedilir. Sürekli tartışma çıkaran eş, çoğu durumda daha ağır kusurlu kabul edilir.

Bununla birlikte, davacı eşin de aynı ölçüde kavga ortamını körükleyen, hakaret eden, kışkırtıcı ve saldırgan tutumları varsa, mahkeme tarafları eşit kusurlu veya olayın özelliğine göre biri daha ağır olmak üzere kusurlu sayabilir. Tamamen kusurlu olan eşin, kendi yarattığı ağır çatışma ortamına dayanarak boşanma istemesi ise, genel ilke gereği kabul edilmez; zira hiçbir kimse tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemez.

Hangi Davranışlar “Evde Sürekli Tartışma Çıkarması” Kapsamına Girer?

Her evlilikte zaman zaman fikir ayrılıkları ve münferit tartışmalar yaşanabilir. Ancak “eşin evde sürekli tartışma çıkarması” hukuken daha ağır ve süreklilik arz eden bir tabloyu ifade eder. Uygulamada bu kapsamda değerlendirilen bazı davranış örnekleri şunlardır:

Sürekli bağırma, yüksek sesle konuşma, her olayda kavga çıkarma,
Eşe karşı sistematik hâle gelen hakaret, aşağılama, küçümseyici sözler,
Çocukların yanında sürekli kavga ederek onların psikolojik dengesini bozma,
Eşin sosyal çevresini, ailesiyle ilişkilerini veya ekonomik kararlarını her defasında tartışma konusu yapma,
Evin içinde sürekli gerginlik yaratan, karşı tarafın söz hakkını tanımayan ve her diyaloğu çatışmaya dönüştüren tavırlar,
Küçük meseleleri dahi büyütüp, eşin her davranışını eleştiri ve kavga sebebi haline getirme.

Bu tür davranışlar bazen psikolojik şiddet, ekonomik baskı, aile müdahalesi, bağımsız konut temin etmeme, alkol veya kumar alışkanlığı gibi diğer kusurlu eylemlerle birleşerek çok daha ağır bir geçimsizlik tablosu ortaya çıkarabilir. Hakim, tarafların anlattıkları, tanık beyanları ve diğer deliller ışığında, bu davranışların evliliği çekilmez hale getirip getirmediğini değerlendirir.

Sürekli Tartışma Nedeniyle Boşanma Davasında Deliller ve Yargılama Süreci

Eşin evde sürekli tartışma çıkarması sebebiyle açılan boşanma davasında en kritik noktalardan biri, iddia edilen olayların hukuken geçerli delillerle ispatıdır. Çekişmeli boşanma davalarında, karşı tarafın kusuruna dayanan iddialar ispatlanamadığı takdirde, davanın reddi gündeme gelebilir. Bu nedenle, özellikle sürekli tartışma, hakaret ve psikolojik baskıya dayalı davalarda delil stratejisinin doğru kurulması önemlidir.

Bu kapsamda; taraf ve tanık beyanları, olaylara ilişkin mesaj kayıtları, e-postalar, sosyal medya yazışmaları, eşin tartışma esnasındaki beyanlarını içeren kayıtlar hukuka uygun olmak kaydıyla delil olarak değerlendirilebilir. Tartışmaların çocuklar veya aile büyükleri yanında meydana gelmesi durumunda, bu kişilerin tanıklığı da önem kazanır. Bazı hallerde, uzun süreli psikolojik şiddete maruz kalan eşin başvurusu üzerine düzenlenen sağlık raporları, psikiyatri veya psikolog raporları da dosyaya yansıyabilir.

Yargılama sürecinde mahkeme; tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarını yapar, çocuklar varsa velayet ve kişisel ilişki konularını ayrıca inceler, gerektiğinde uzman görüşüne başvurur. Sürekli tartışma, hakaret, psikolojik baskı gibi olguların ispatlanması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hale geldiği kabul edilerek boşanmaya karar verilebilir.

Sürekli Tartışma Nedeniyle Boşanmanın Sonuçları: Nafaka, Velayet, Tazminat ve Mal Paylaşımı

Eşin evde sürekli tartışma çıkarması sebebiyle açılan boşanma davası sonucunda boşanmaya karar verildiğinde, sadece evlilik sona ermez; eşlerin ve çocukların geleceğini doğrudan etkileyen mali ve kişisel sonuçlar da gündeme gelir.

Öncelikle, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, diğer taraftan maddi tazminat talep edebilir. Sürekli tartışma, hakaret, psikolojik baskı gibi davranışlar çoğu zaman diğer eşin kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliği taşıyacağından, şartları oluştuğunda manevi tazminat isteme imkânı da doğar. Bu talepler, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de istenebilir.

Boşanma sonucunda, evlilik yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, diğer eşe göre kusuru daha ağır değilse, yoksulluk nafakası talep edebilir. Çocukların velayeti, her somut olayda çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir; velayet kendisine verilmeyen eş aleyhine ise iştirak nafakasına hükmolunur.

Mal rejiminin tasfiyesi bakımından ise, eşler arasında farklı bir mal rejimi kararlaştırılmamışsa, yasa gereği edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde evlilik süresince edinilen mallar paylaşılır. Eşin sürekli tartışma çıkarması, kusur bakımından tazminat ve nafaka taleplerini etkileyebilse de, mal rejiminin tasfiyesinde genel kural, kusurdan bağımsız olarak edinilmiş malların paylaşılmasıdır.

Sonuç itibarıyla, eşin evde sürekli tartışma çıkarması, evlilik birliğini fiilen yaşanamaz hale getiren, tarafların ruhsal bütünlüğünü zedeleyen, çoğu zaman çocukların gelişimini de olumsuz etkileyen bir davranış biçimi olduğundan, Medeni Kanun çerçevesinde genel boşanma sebebi olarak kabul edilmekte; uygun delillerle ispatlandığında boşanma, tazminat ve nafaka bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir