Blog
Eşin Dini ve Kültürel Değerlere Saygısızlığı Sebebiyle Boşanma Davası
Eşin dini ve kültürel değerlere saygısız davranışları, evlilik birliğini derinden zedeleyebilen ve ortak hayatı çekilmez hale getiren ciddi bir sorundur. Eşin inancıyla, ibadetleriyle, yaşam tarzıyla, ailesinden getirdiği kültürel alışkanlıklarla alay edilmesi, aşağılanması veya sürekli baskı altına alınması, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi kapsamında evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davasına konu olabilir.
Bu tür davalarda aile mahkemesi hakimi; tarafların kültürel ve dini hassasiyetlerini, iddia edilen davranışların yoğunluğunu, sürekliliğini ve evlilik üzerindeki etkisini değerlendirerek kusur oranını belirler ve buna göre boşanma, tazminat, nafaka ve velayet gibi sonuçlara karar verir.
Eşin Dini ve Kültürel Değerlere Saygısızlığı Boşanma Sebebi Midir?
Eşin, diğer eşin dini ve kültürel değerlerine sistematik şekilde saygısızlık göstermesi, boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Ancak bunun için her tartışma veya her fikir ayrılığının boşanma sebebi sayılacağını söylemek mümkün değildir.
Boşanma sebebinin varlığından söz edilebilmesi için:
- Saygısız davranışların ciddi,
- Belirli ölçüde süreklilik arz eden,
- Evlilik birliğini objektif olarak çekilmez kılan nitelikte olması gerekir.
Türk Medeni Kanunu m. 166 uyarınca:
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Bu hüküm çerçevesinde; eşin dini vecibeleriyle alay etmek, ibadetini engellemek, inancı nedeniyle onu küçük düşürmek, örf ve adetlerini aşağılamak veya eşin mensup olduğu kültürel çevreyi sürekli hedef alan hakaretlerde bulunmak gibi davranışlar, evlilik birliğini temelden sarsan kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca, bu tür eylemler çoğu zaman onur kırıcı davranış niteliği de taşıyabileceğinden, olayın ağırlığına göre özel boşanma sebebi kapsamında da değerlendirme yapılması mümkün olabilir. Bu nedenle her somut olay, kendi içinde ve delilleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Yargıtay Uygulamasında Dini ve Kültürel Değerlere Saygısızlık Örnekleri
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, eşin diğer eşin ailesine, kişilik değerlerine ve hassasiyetlerine yönelik hakaret, aşağılama ve küçük düşürme içeren eylemleri, çoğu kez evlilik birliğini temelden sarsan sebepler arasında kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, dini ve kültürel değerlere yönelik saldırıları da doğrudan ilgilendirmektedir.
Uygulamada, evlilik birliğini sarsan saygısız davranışlara örnek olarak şu nitelikte eylemler gösterilebilir:
- Eşin, diğer eşin ibadetlerini (namaz, oruç, başörtüsü, dini toplantılara katılım vb.) alay konusu yapması, sürekli küçük düşürücü sözler söylemesi,
- Eşin inancı gereği benimsediği giyim tarzıyla, örf ve adetleriyle veya aile gelenekleriyle alay edilmesi, aşağılanması,
- Dini bayramlarda, cenaze, mevlit, düğün gibi kültürel ve dini ritüellere kasten katılmamak ve bu ritüelleri “geri kalmışlık” gibi ifadelerle hedef almak,
- Eşin ve ailesinin dini inançları nedeniyle “cahil, yobaz” vb. sıfatlarla sürekli aşağılanması,
- Eşin ailesinin veya mensup olduğu kültürel çevrenin namus ve onurunu hedef alan sözler sarf edilmesi,
- Eşin inançlarıyla ters düşen bir yaşam tarzının ısrarla ve tahrik edici biçimde dayatılması, bu konuda hiçbir uzlaşma zemini aranmaması.
Yargıtay kararlarında, bu nitelikteki davranışların, özellikle süreklilik gösterdiği ve eşin bundan büyük ölçüde etkilendiği hallerde, evlilik birliğini temelinden sarstığı ve boşanma kararı için yeterli görüldüğü kabul edilmektedir.
Somut olayda, dini ve kültürel değerlere saygısızlık, aynı zamanda kişilik haklarına saldırı ve onur kırıcı davranış boyutuna ulaşıyorsa, boşanma davası kapsamında maddi ve manevi tazminat taleplerinin de gündeme gelebileceği unutulmamalıdır.
Eşin Dini ve Kültürel Değerlere Saygısızlığı Nedeniyle Boşanma Davasında Talepler
Eşin dini ve kültürel değerlere saygısızlığı sebebiyle açılan boşanma davasında, yalnızca boşanma kararı istenmekle yetinilmeyip, aynı dava dilekçesinde veya karşı dava çerçevesinde çeşitli ek talepler de ileri sürülebilir. Uygulamada sıklıkla talep edilen başlıca hususlar şunlardır:
- Nafaka Talepleri:
- Tedbir nafakası, dava süresince mağdur eşin ve varsa çocukların geçimini teminen talep edilebilir.
- Boşanma kesinleştikten sonra, şartları oluşmuşsa yoksulluk nafakası talep edilebilir.
- Çocuklar için gelir durumu ve ihtiyaçlar dikkate alınarak iştirak nafakasına hükmedilmesi istenebilir.
- Velayet Düzenlemesi:
Eşin dini ve kültürel değerlere saygısızlığı, özellikle çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratıyor ve çocukların üstün yararı zedeleniyorsa, bu durum velayet değerlendirmesinde de dikkate alınabilir. Hakim, çocuğun bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimi yanında, içinde yetiştiği kültürel ortamı da göz önünde bulundurarak velayet konusunda karar verir. - Maddi ve Manevi Tazminat:
Eşin, diğer eşin dini ve kültürel değerlerini hedef alan ağır hakaret ve aşağılayıcı söz ve davranışları, çoğu zaman kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Bu durumda kusursuz veya daha az kusurlu eş, maddi tazminat (boşanma nedeniyle uğradığı ekonomik kayıplar) ve manevi tazminat (uğradığı manevi elem ve itibar zedelenmesi) talep edebilir. - Mal Rejiminin Tasfiyesi:
Boşanma kararıyla birlikte, evlilik süresince edinilmiş mallar bakımından edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi gündeme gelir. Evlilik birliği içerisinde edinilen malvarlıkları, kanunda öngörülen ilkelere göre paylaştırılır. Bu husus, ayrı bir dava veya aynı dosya içinde ileri sürülebilir.
Boşanma Davası Masrafları ve Avukatlık Ücreti
Eşin dini ve kültürel değerlere saygısızlığı sebebiyle açılan boşanma davalarında yapılacak yargılama giderleri, diğer çekişmeli boşanma davalarındaki gider kalemlerine benzer niteliktedir.
- Dava açılırken başvuru harcı, peşin karar harcı, gider avansı, tebligat ve tanık giderleri gibi kalemler mahkeme veznesine yatırılır.
- Yıl içinde yayımlanan Harçlar Kanunu tarifeleri ve yargılama süreçlerine göre bu kalemler değişiklik gösterebilir.
Avukatla temsil halinde ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi her yıl yenilenmekte olup, çekişmeli boşanma davaları için belirlenen asgari vekâlet ücreti alt sınır niteliğindedir. Taraf ile avukat arasındaki sözleşme gereği, somut olayın niteliğine, dosyanın kapsamına, delil durumuna ve iş yüküne göre bu bedel asgari miktarın üzerinde kararlaştırılabilir.
Dolayısıyla, güncel ve net bir mali tablo için hem mahkeme masraflarının hem de vekâlet ücretinin doğrudan ilgili yılın tarifeleri ve somut dosya üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Eşin Dini ve Kültürel Değerlere Saygısızlığı Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Bu nitelikteki boşanma davalarının süresi, pek çok faktöre göre değişmekle birlikte, uygulamada çoğu dosya yaklaşık 1 – 1,5 yıl içerisinde sonuçlanmaktadır. Bazı yoğun mahkemelerde veya delil durumunun karmaşıklığı nedeniyle bu süre daha da uzayabilmektedir.
Davanın süresini etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:
- Mahkemenin iş yükü ve duruşmalar arasındaki süre,
- Tanık sayısı, tanıkların dinlenebilmesi ve beyanların çelişkisiz hale getirilmesi,
- Gerekli görülen hallerde sosyal inceleme raporu, kolluk araştırması vb. raporların temin süreleri,
- Tarafların uzlaşmaz tutumu, her ara karara karşı başvurulan itiraz ve ek talepler,
- Karara karşı istinaf ve gerektiğinde temyiz yoluna gidilip gidilmemesi.
Basit delilli, tanık anlatımlarının açık ve tutarlı olduğu dosyalarda süreç daha hızlı ilerlerken; karşılıklı ağır iddiaların bulunduğu, çok sayıda tanık ve ek delil gerektiren davalarda süreç daha uzun sürebilmektedir.
Sonuç
Eşin dini ve kültürel değerlere saygısızlığı, tek başına küçük bir tartışma veya anlık bir söz olmaktan çıkıp, sistematik ve onur kırıcı bir davranış biçimine dönüştüğünde, evlilik birliğini temelden sarsan önemli bir boşanma sebebi haline gelebilmektedir. Eşin inancı, ibadetleri, kültürel alışkanlıkları ve ailesinden getirdiği değerler doğrudan kişilik alanına dahildir ve bunların sürekli hedef alınması, eşin manevi dünyasında ciddi bir yıkıma yol açar.
Bu nedenle, böyle bir durumla karşılaşan eşin; yaşanan olayları, tarihleri, tanıkları ve varsa yazılı/görsel delilleri düzenli şekilde not etmesi, kusur durumunun doğru tespiti ve hak kaybına uğramaması bakımından büyük önem taşır.
Sürecin başından itibaren aile hukuku ve boşanma hukuku alanında deneyimli bir avukattan profesyonel destek alınması, hem dava dilekçesinin sağlıklı hazırlanması hem de yargılama boyunca delillerin etkin şekilde sunulması açısından son derece yararlı olacaktır. Böylelikle, hem boşanma kararının alınması hem de nafaka, tazminat, velayet ve mal rejiminin tasfiyesi gibi sonuçların, haklı ve adil şekilde tesis edilmesi mümkün hale gelecektir.